Kayseri sabahı ve aklımda kalan tek soru
Sevgili Izmirtekstil takipçileri, bugünkü yazımızda “Adana kebap hangi ilimizdedir” konusuna odaklanıyoruz.
Sabahları Kayseri’de uyanmak hep aynı his gibi başlıyor ama hiçbir sabah aslında birbirine benzemiyor. Perdelerin arasından süzülen ışık odanın duvarına vuruyor, dışarıdan gelen ince bir rüzgâr pencerenin kenarını hafifçe titretiyor. Elimi yüzüme götürdüğümde gece boyunca birikmiş düşünceler yine orada duruyor. Yastığın kenarında bıraktığım defterim açık kalmış; yarım cümleler, aceleyle yazılmış kelimeler… Hepsinin arasında tek bir soru tekrar tekrar dönüp duruyor:
Adana kebap hangi ilimizdedir?
Bu soru kulağa basit geliyor ama benim içimde açtığı yer hiç de basit değil. Çünkü bazı sorular cevabından çok, insanın nereye ait olduğunu hatırlatır. Ben Kayseri’de yaşayan 25 yaşında bir gencim. Günlük tutmayı severim; kelimeler bazen bana nefes olur, bazen de boğazımda düğüm.
O sabah da öyleydi. Kahvaltı masasında annemin sesi uzaktan geliyordu, babam gazete sayfasını çevirirken çıkan hışırtı odanın içine yayılıyordu. Ben ise elimde çay bardağı, gözüm pencerenin dışında, aklımda aynı soru.
Adana kebap hangi ilimizdedir?
Bunu ilk kez düşünmüyordum ama o sabah farklıydı. Sanki sorunun cevabı coğrafyadan değil, içimde eksik kalan bir şeyden çıkacak gibiydi.
Bir sohbetin içinde büyüyen merak
Bir gün önce arkadaşlarla küçük bir buluşma yapmıştık. Kayseri’nin soğuğuna rağmen dışarı çıkmayı seviyoruz; çünkü konuşmak bizi ısıtıyor. O gün masada kahkahalar vardı, çaylar sürekli tazeleniyordu. Konu bir anda yemeklere geldiğinde biri gülerek sordu:
“Ya sizce en iyi kebap nerede yenir?”
Masada herkes bir şey söyledi. Gaziantep diyen oldu, Urfa diyen oldu. Ama bir isim özellikle havada asılı kaldı: Adana.
Tam o anda içimde garip bir boşluk oluştu. Sanki herkes bir şey biliyor da ben geride kalmışım gibi. Sessizce sordum:
“Adana kebap hangi ilimizdedir?”
Bir an herkes bana baktı, sonra gülmeye başladılar. Sorunun basitliğine değil, benim ciddiyetime gülmüşlerdi. Ama içimde bir kırılma oldu. Çünkü ben gerçekten bilmiyordum ya da bildiğimi sandığım şeyler artık bana yeterli gelmiyordu.
O gece eve döndüğümde defterime uzun uzun yazdım. Sadece şehirleri değil, insanların bu şehirlerle kurduğu bağı da anlamaya çalıştım. Adana sadece bir şehir miydi, yoksa bir lezzetin adı mıydı? Ya da ben bir şeyi yanlış mı öğrenmiştim?
Kayseri’den çıkan yol
Ertesi gün içimde tuhaf bir karar oluştu. Sanki o sorunun cevabını kitaplardan değil, gidip görerek bulmam gerekiyordu. Kayseri Otogarı’na gittiğimde hava soğuktu. Elimde küçük bir çanta vardı, içinde birkaç kıyafet ve defterim.
Otobüs biletini alırken içimde hem heyecan hem de hafif bir korku vardı. Çünkü ilk kez bir şehri sadece merak ettiğim için terk ediyordum. Cam kenarına oturduğumda Kayseri geride kalmaya başladı.
Dağlar, tarlalar, küçük kasabalar… Hepsi arkamda küçülürken içimdeki soru büyüyordu.
Adana kebap hangi ilimizdedir?
Bu kez cevabı biliyordum ama anlamı farklıydı. Çünkü artık sadece bir şehir ismi değil, bir yolculuğun bahanesiydi.
Adana’ya yaklaşırken içimde değişen şey
Otobüs Adana’ya yaklaştıkça hava değişti. Soğuk yerini sıcak bir esintiye bıraktı. Pencereden dışarı baktığımda gördüğüm şeyler Kayseri’den farklıydı. Renkler daha sert, sesler daha canlıydı.
İçimde garip bir heyecan vardı. Sanki uzun zamandır tanımadığım bir yere değil de, kendimin eksik bir parçasına gidiyordum.
Terminale indiğimde ilk hissettiğim şey sıcaklıktı. Gerçek anlamda sıcaklık. Yüzüme çarpan hava bile farklıydı. İnsanlar hızlı yürüyor, sesler birbirine karışıyordu. Bir an durup etrafı izledim.
Ve o an tekrar düşündüm:
Adana kebap hangi ilimizdedir?
Cevap artık önümdeydi. Ama asıl mesele cevap değilmiş gibi hissediyordum.
İlk Adana kebap deneyimi
Şehre gelişimin ilk saatlerinde bir lokantaya girdim. Küçük bir yerdi ama içerisi kalabalıktı. Masalarda konuşmalar, çatal sesleri, ocaktan gelen sıcaklık… Her şey birbirine karışıyordu.
Sipariş verirken sesim biraz titredi. Sanki sadece yemek söylemiyordum, bir gerçeğin içine adım atıyordum.
Kebap geldiğinde tabağın üzerindeki duman yüzüme doğru yükseldi. İlk lokmayı aldığımda içimde tuhaf bir sessizlik oluştu. Sanki bütün sorular bir anlığına durdu.
O an anladım ki, Adana kebap sadece bir yemek değilmiş. Bir şehrin kendini anlatma biçimiymiş.
Ve evet, Adana kebap Adana iline aitti. Ama bunu bilmekten daha önemli bir şey vardı: Bunu hissetmek.
Bu içeriğimizin sonuna geldik. Izmirtekstil olarak “Adana kebap hangi ilimizdedir” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Kayseri’ye dönüş ve içimde kalanlar
Günler sonra Kayseri’ye döndüğümde her şey aynıydı ama ben aynı değildim. Evimizin kapısından içeri girdiğimde annemin sesi yine aynıydı, babam yine gazetesindeydi.
Ama ben masaya oturduğumda içimde başka bir hikâye vardı.
Defterimi açtım ve yazmaya başladım. Bu kez sadece bir soru değil, bir yolculuk yazıyordum.
Adana kebap hangi ilimizdedir?
Artık bu sorunun cevabı sadece bir bilgi değildi. Bir yoldu, bir sıcaklık, bir şehir, bir insan kalabalığıydı.
Bir sorunun bıraktığı iz
Bazen en basit sorular insanın hayatını değiştirir. Ben bunu o yolculukta öğrendim. Çünkü aslında ben Adana’ya kebap için gitmemiştim. Kendimi anlamak için gitmiştim.
Kayseri’nin sessizliğiyle Adana’nın gürültüsü arasında bir yerde kendimi buldum. Ve artık biliyorum ki bazı soruların cevabı kitaplarda değil, yollarda saklı.
O günden sonra her “Adana kebap hangi ilimizdedir?” sorusu bana sadece bir coğrafyayı değil, yaşanmış bir hikâyeyi hatırlatıyor.
Ve ben her seferinde içimden aynı şeyi geçiriyorum: Bazı cevaplar öğrenilmez, yaşanır.
Benzer Bir Yazı: Abonman 2 kere basılır mı ?