Keşik Ne Demek TDK? Varlığın Nöbetinde Bir Felsefi Yolculuk Bir filozofun gözünden dünyaya bakmak, kelimelerin arkasındaki sessiz anlamları duymaktır. Her sözcük, insanın varlıkla kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. “Keşik” kelimesi de bu bağlamda yalnızca dilsel bir ifade değil, insanın zaman ve sorumluluk kavrayışına açılan bir kapıdır. Türk Dil Kurumu’na göre keşik, “nöbet, sıra ile yapılan görev” anlamına gelir. Ancak bu tanım, kelimenin yüzeydeki anlamını verir. Felsefi olarak “keşik”, varoluşun sürekliliği içinde insanın kendi yerini alma eylemidir. Yani keşik, yalnızca bir görev değil, “varlığın devridaimi”dir. Etik Perspektif: Keşiğin Ahlaki Sorumluluğu Etik açıdan keşik, bireyin topluma karşı sorumluluğunu üstlenme bilincidir. Bir nöbeti tutmak,…
8 YorumEtiket: bir
Gül Böreğinin İçine Ne Sürülür? Tarihin Katmanlarında Bir Lezzet ve Kimlik Hikâyesi Bir tarihçi olarak mutfakla ilgilenmek bana hep geçmişin kokusunu hatırlatır. Çünkü yemek, yalnızca karın doyurmak değildir; bir toplumun hafızası, geleneklerin aynası, dönüşümlerin tanığıdır. Gül böreği de bu hafızanın en zarif simgelerinden biridir. Üstelik “Gül böreğinin içine ne sürülür?” sorusu, sadece mutfakta değil, tarih boyunca kültürlerin etkileşiminde de karşımıza çıkan bir kimlik meselesidir. Osmanlı mutfağından günümüz sofralarına uzanan bu börek, yalnızca bir tarif değil; imparatorlukların birleşimi, göçlerin izi ve modernleşmenin tadıdır. Her katı, her iç harcı, bir dönemin ruhunu taşır. İmparatorluk Sofralarından Günümüze: Gül Böreğinin Kökeni Gül böreği, Osmanlı…
4 YorumGörevsizlik Kararı İddianame Yerine Geçer mi? — Adaletin Antropolojisi Üzerine Kültürel Bir İnceleme Kültürlerin Adaletle Kurduğu Bağ Bir antropolog olarak her kültürde dikkatimi çeken bir ortaklık var: İnsanlar her yerde adaleti arıyor, ama her kültür onu farklı biçimlerde temsil ediyor. Görevsizlik kararı gibi bir hukuki terim bile, bu farklılıkları anlamak için eşsiz bir pencere sunuyor. Çünkü her toplum, adaletin sınırlarını kendi sembolleriyle çizer; kimisi bu sınırları kutsal ritüellerle, kimisi ise yazılı yasalarla belirler. Bir mahkeme “ben bu davaya bakamam” dediğinde, bu yalnızca bir yargısal işlem değildir. Antropolojik açıdan bu bir “sembolik geçiş ritüeli”dir. Tıpkı bir topluluğun yeni bir döneme geçerken…
4 YorumGurbet Nerenin Türküsü? Bir Psikoloğun Gözünden İnsan Ruhunun Uzaklara Yolculuğu Bir psikolog olarak, bazen insanın en derin duygularını bir cümlede değil, bir türkünün nağmesinde bulurum. “Gurbet nerenin türküsü?” sorusu ilk bakışta coğrafi bir merak gibi görünse de, aslında insanın iç dünyasına, özlemle yoğrulmuş bir psikolojik deneyime işaret eder. Gurbet, yalnızca bir yer değil; bir duygudur, bir bilinç halidir. Bu yazıda, “gurbet” kavramını bilişsel, duygusal ve sosyal psikolojinin penceresinden inceleyeceğiz. Gurbetin Kökeni: Bir Yer Değil, Bir Hal Türk halk müziğinde “gurbet” teması, özellikle Orta Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde derlenmiş türkülerde sıklıkla karşımıza çıkar. Ancak “Gurbet nerenin türküsü?” sorusunun cevabı yalnızca…
8 Yorumİslam’a Göre Kan Davası Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Adalet ve Empati Üzerinden Derin Bir Yolculuk Toplumu derinden sarsan meseleleri konuşmak bazen zor, ama bir o kadar da gereklidir. Kan davası da bunlardan biridir. Yüzyıllardır bazı coğrafyalarda kan davası, ailelerin ve toplulukların kaderini belirleyen, adalet duygusunu gölgeleyen bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Bugün bu konuyu yalnızca dinî bir kavram olarak değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi dinamiklerle harmanlayarak ele alalım. Ve bunu yaparken hem kadınların empati dolu yaklaşımını hem de erkeklerin çözüm odaklı bakışını yan yana koyalım. — Kan Davasının Anlamı: İntikam mı, Adalet Arayışı mı? Kan davası, bir kişinin…
8 YorumVirüs Nereden Geldi? Bilimsel Bir Yolculuk Hepimizin aklına zaman zaman şu soru gelir: Virüsler aslında nereden geldi? Görünmez ama güçlü bu varlıklar, yaşamımızı derinden etkileyebilir. Tarih boyunca salgınlara yol açan virüsler, insanlığın en büyük merak konularından biri olmuştur. Bu yazıda, bilimsel araştırmalardan elde edilen verilerle virüslerin kökenine dair bir yolculuğa çıkacağız. Karmaşık detayları sadeleştirerek, herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Virüslerin Kökenine Bilimsel Bakış Virüs Nedir? Virüsler, canlı ile cansız arasındaki sınırda duran mikroskobik yapılardır. Kendi başlarına çoğalamazlar; mutlaka bir hücreye ihtiyaç duyarlar. Genetik materyalleri (DNA veya RNA) bir protein kılıfının içinde taşınır. Bir hücreyi enfekte ettiklerinde, hücrenin biyolojik mekanizmasını…
6 YorumGasilhane Camide Olur Mu? Felsefi Bir Deneme Felsefeye başladığımızda, çoğu zaman varoluşun derinliklerine inmek isteriz. İnsanlık, her zaman normlar, değerler ve alışkanlıklar üzerine düşündü. Pek çok kavram ve olgu, yüzeyde çok net görünse de daha derin bir bakış açısıyla karmaşık hale gelir. “Gasilhane camide olur mu?” sorusu, bir bakıma bu türden bir felsefi sorgulamadır: Görünüşte sıradan bir soru gibi gözükse de, etik, epistemoloji ve ontoloji düzeyinde çok önemli sorulara kapı aralar. Bu yazı, sadece bir mekanın işlevi değil, aynı zamanda kutsallığın, ahlakın ve varlığın sınırlarını sorgulamaya davet eden bir keşiftir. Etik Perspektiften: Kutsallık ve Temizlik Arasındaki Sınır Etik, bizim doğru…
8 YorumVerification ve Validation Arasındaki Fark Nedir? Felsefi Bir Perspektif Bir Filozofun Gözünden: Gerçekliği Anlama Çabası İnsanlık, bilgiye ve doğruluğa olan arayışında her zaman belirli yöntemler geliştirmiştir. Ancak bu yöntemlerin özü, iki önemli kavram etrafında şekillenir: doğrulama (verification) ve onaylama (validation). Felsefi bakış açısıyla düşündüğümüzde, bu iki kavram sadece teknik süreçler ya da bilimsel protokoller olarak kalmaz; aynı zamanda insanın gerçekliği anlamaya yönelik varoluşsal çabalarının birer yansıması haline gelir. Gerçekliği doğrulamak ve bir şeyin doğru olduğunu onaylamak, epistemolojik ve ontolojik açıdan derin soruları gündeme getirir. Epistemoloji, bilginin doğasını ve sınırlarını sorgularken, doğrulama ve onaylama arasındaki farkları anlayarak, aslında bilginin ne kadar…
8 YorumGaleta Zayıflatır Mı? Tarihsel Bir Perspektiften Bakış Zayıflama konusu, insanlık tarihinin en eski problemlerinden biridir. Antik Yunan’dan Orta Çağ’a, oradan günümüze kadar, bedensel sağlığın ve görünümün önemi farklı biçimlerde şekillenmiştir. İnsanoğlunun fiziksel görünüme verdiği önemin tarihteki kırılma noktalarına odaklandığımızda, gıda ve beslenme alışkanlıklarının toplumları nasıl etkilediğini görmek oldukça ilginçtir. Özellikle galetanın yeri, yüzyıllar boyunca değişen algılarla paralellikler gösteren bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Galeta: Geçmişten Bugüne Bir Simge Galeta, aslında sadece bir yemek değil, kültürel bir simgedir. İnsanoğlunun tarihsel süreçte karşılaştığı savaşlar, kıtlıklar ve ekonomik zorluklarla şekillenen gıda alışkanlıkları, beslenme biçimlerini ve dolayısıyla zayıflama anlayışını doğrudan etkilemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’ndan 19.…
8 YorumDiş Gıcırdatma Sebebi Nedir? Toplumsal Yapıların ve Bireylerin Etkileşimi Bir Araştırmacının Samimi Girişi: Toplumsal Yapılar ve Bireysel Davranışlar Toplumlar, bireylerin şekillendiği, etkileşimde bulundukları ve birbirlerini etkiledikleri yapılar olarak karşımıza çıkar. Sosyolog olarak, diş gıcırdatma gibi görünüşte sıradan bir davranışın, toplumsal normlar, cinsiyet rolleri ve kültürel pratikler gibi derin yapılarla nasıl ilişkilendirilebileceğini merak ediyorum. Diş gıcırdatma, aslında sadece stresli bir durumun dışa vurumu olmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumun bireylere dayattığı baskıların ve beklentilerin bir sonucu olabilir. Bu yazıda, diş gıcırdatmanın toplumsal bir bakış açısıyla nasıl şekillendiğini ve erkeklerle kadınlar arasındaki farkları sosyolojik bir perspektiften inceleyeceğiz. Toplumsal Normlar ve Diş Gıcırdatma: Beklentiler…
8 Yorum