Rakımı Yüksek Yer Ne Demek? Bir Yükün ve Umudun Hikâyesi
Kayseri’nin sokaklarında bir akşam yürüyüşü yaparken, aklımda “rakımı yüksek yer” ne demek diye bir soru dönüp duruyordu. Kimileri için sadece bir yerin coğrafi durumu, belki bir rakamdan ibaret. Ama benim için, bu kavram çok daha fazlasını ifade ediyordu. Rakımı yüksek yerler… Bazen hayatta yükselmek için, bazen de her şeyin geride kalması gerektiği zamanlardı. Ya da belki sadece bir yerlere ulaşmanın, uğrunda verdiğimiz mücadelenin sonunda açığa çıkan anlamlı bir şeydi.
Yükseklerdeki Hayal Kırıklığı
Yüksek rakımlara tırmanmak, ne kadar heyecan verici olsa da, aynı zamanda hüsranı içinde barındırıyordu. Kayseri’nin eteklerindeki dağlardan birine tırmanmaya karar vermiştik. Bir grup arkadaşla, daha önce hep hayalini kurduğumuz o dağa ulaşmayı. Şehirden uzaklaşmak, doğanın içinde kaybolmak… İşte bu, içimi gıcıklayan o umutlu duyguydu. Ama yola çıktıktan bir saat sonra işler o kadar da güzel gitmedi. Havanın soğuması, sırtımızda ağırlaşan çantalar, ayaklarımızın toprağa saplanması… Bir noktada, yolda beni yalnız bırakan o ses, hep içimde yankılandı: “Bu kadar zor olmalı mıydı?”
Her bir adımda, o yüksek rakımlara ne kadar yaklaşsam da, içimdeki hayal kırıklığı da bir o kadar büyüyordu. Belki de rakımı yüksek yer, sadece fiziksel olarak ulaşılması gereken bir nokta değil, ruhsal bir zirveydi. Her nefes alışımda bu yükün altına girerken, ne kadar yüksek olursa olsun, zirveye ulaşmanın bu kadar zor olmasının anlamı neydi?
Bir Anlık Heyecan ve Yükselmenin Hissi
Ve sonra, son bir adım kaldı. O an, sanki tüm dünya bir an için durdu. Vücudum hâlâ yorulmuştu, ama içimdeki heyecan, o kadar yoğun ve saf bir şekilde yükseldi ki, adeta dağların ardındaki güneşin batışı gibi her şey aydınlandı. Rakımı yüksek yer… O an, her şeyin mükemmel olması gerektiği yerdi. Zirveye ulaşmıştık.
İçimdeki ses değişmişti. O hüsran, o hayal kırıklığı tamamen silinmişti. “Rakımı yüksek yer” sadece bir nokta, bir alan değildi. Bir yoldu, bir süreçti. Yükselmek sadece fiziksel değil, duygusal bir yolculuktu. Zihnimde o an, başka hiçbir şey yoktu. Kayseri’nin ova manzarası, güneşin son ışıkları… Bütün bunlar, tam da içimde hissettiğim gibiydi: Karmaşık ama bir o kadar özgür.
Umut ve Yeniden Başlama
O yüksek yerde, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Sadece hissettim. Bu yolculuk, beni başka bir insan yapmıştı. Ne kadar zorlu olursa olsun, yüksek rakımlar, her şeyin ötesine geçebileceğimiz bir noktayı simgeliyordu. Her adımda yaşadığım o acı ve yorgunluk, bir yanda kalmıştı. Dönüş yolunda ise, artık farklı biriyim. Dağlardan aşağı inerken, “Rakımı yüksek yer” demek, sadece fiziksel bir yer değil, bir dönüm noktasıydı. Bu, insanın içindeki en yüksek duygusal noktaya ulaşmasıydı. Hayatta en yüksek yerlere çıkmak, sadece fiziksel anlamda değil, duygusal anlamda da mümkündü.
Şehir ışıkları, yükseldiğimiz yüksek dağlardan çok daha parlak görünüyordu. Çünkü bu kez, o yüksek yerlerden dönmek, yeni bir başlangıcın müjdesiydi. Bazen, hayatta yükselmek için önce düşmek gerekebilir. Düşerken öğrendiğimiz şeyler, bizleri daha da güçlü kılabiliyor. Belki de “rakımı yüksek yer” demek, sadece zorlukları aşmak değil, aynı zamanda o zorluklardan aldığımız derslerle büyümek demekti.
Ve ben, o günden sonra ne zaman bir yüksek rakım görmek istesem, aklımda hep o anı, o zirveyi hatırlıyorum. Rakımı yüksek yer… Zorlukları, hayal kırıklıklarını, ama aynı zamanda umutla beklediğimiz yeni başlangıçları simgeliyor.